DOLAR
Alış: 44.66
Satış: 44.84
EURO
Alış: 52.65
Satış: 52.86
GBP
Alış: 60.30
Satış: 60.75
Mideden Kalbe: Orucun “En Kâmil” Hali
Ramazan kapımızı çaldığında çoğumuzun zihninde ilk beliren şey açlıktır. Sofradan uzak kalmak, suya hasret geçirmek, sabrı kuşanmak… Oysa oruç, yalnızca midenin terbiyesi değildir. O, insan denilen muhteşem sarayın bütün kapılarını harama kapatıp, bütün pencerelerini Rahmân’ın rahmetine açma seferberliğidir.
Eskiler “orucun en kâmil hali” derken, sadece yeme içmeden kesilmeyi değil; insanın bütün azalarıyla bir kulluk şuuruna bürünmesini kastederdi. Çünkü insan yalnızca et ve kemikten ibaret değildir. Onun bir kalbi, bir hayali, bir aklı ve sayısız duygusu vardır. Eğer mide oruç tutarken göz harama kayıyorsa, kulak gıybete açık kalıyorsa, dil kırıp döküyorsa; o zaman ortada eksik bırakılmış bir ibadet vardır. Tıpkı notaları eksik çalınmış bir senfoni gibi…
Oruç, aslında küllî bir ubudiyet çağrısıdır. Niyet ederken söylediğimiz söz, sıradan bir cümle değildir. “Allah rızası için oruç tutmaya niyet ettim” derken; kâinatı yoktan var eden, her an nimetleriyle bizi kuşatan Rabbimizin rububiyetine karşı bir kulluk beyanında bulunuruz. Bu beyan, sadece bir açlık kararı değil; bir yöneliş, bir teslimiyet, bir duruştur.
Peki, her azanın orucu nasıl olur?
Gözün orucu; harama perde çekmek, ibretle bakmayı öğrenmektir.
Kulağın orucu; dedikodudan, yalandan ve boş sözden uzak durup hakikatin sesine kulak vermektir.
Dilin orucu; kırıcı olmamak, incitmemek, susması gereken yerde susabilmektir.
Kalbin orucu; kin, haset ve dünya hırsını boşaltıp, yerine merhameti ve muhabbeti yerleştirmektir.
Hayalin orucu; kirli tasavvurlardan sıyrılıp yüce ideallere yönelmektir.
Aslında bu, insanın kendi acziyetini fark etmesidir. Çünkü insan, nefsiyle baş başa kaldığında çoğu zaman zayıftır. Bu yüzden niyetimizi bir dua ile taçlandırırız: “Ya Rabbi, tevfikini refik eyle; inayetinle imdadımıza yetiş.” Zira başarı, yalnızca iradenin değil, ilahi lütfun da eseridir.
Ramazan bize açlığı değil, ölçüyü öğretir. Susuzluğu değil, şükrü hatırlatır. Yokluğu değil, nimetin kıymetini fark ettirir. Ve en önemlisi; bizi kendimizle yüzleştirir.
Bu Ramazan’da sofralarımızı küçültürken niyetlerimizi büyütelim. Midemizin açlığına kalbimizin tokluğunu ekleyelim. Dilimizi sustururken ruhumuzu zikre alıştırmayı ihmal etmeyelim.
Unutmayalım ki bütün azalarını ibadete sevk eden bir mümin için oruç, sadece bir farz değil; bir yükseliştir. Belki de kulun kendi iç âleminden Rabbine doğru çıktığı bir miraçtır.
Amin. Elfü elfi amin.
Yazar Hakkında
Adı Soyadı: 🅰️HaberAjans (Haber Servisi)
Mesleği: Gazeteci
''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''
Benzer Yazılar
-
AHİR ZAMANIN MODERN TUZAKLARI VE MANEVİ REÇETE: FELSEFİ AKIMLARIN KISKACINDA İNSANLIK
-
Karanlıktan Aydınlığa: İslam’ın Rehberliği
-
EVLİLİKTE MANEVİ ONARIM: KENDİNE DÖNÜŞ VE TÖVBE
-
Hakikatin Aynasındaki Parıltı: Cilve-i Rabbani
-
Dilin Terazisi: Yemin ve Sorumluluk
-
Miras Sadece Tapu Değildir: Atadan Kalan Günahın Gölgesi
-
Algoritmaların Gölgesinde İnsan: Kelimelerimizi Çalıyorlar!
-
Zekâtın Manevi Gücü: Aileyi ve Sağlığı Koruyan Görünmez Kalkan
-
Manevi Bir Tuzak: Vesvesenin Tatlı Dili
-
EĞİTİMİN RUHU: Bilgi mi, Vicdan mı?
-
Kibirin Gölgesinde Kaybolan Hayatlar: Anormalin Normalliği
-
İstanbul Konuştu: Vicdan Ayakta