DOLAR
Alış: 44.25
Satış: 44.43
EURO
Alış: 50.97
Satış: 51.18
GBP
Alış: 58.80
Satış: 59.23
Hakikatin Aynasındaki Parıltı: Cilve-i Rabbani
Hayatın akışı içinde bazen öyle anlara denk geliriz ki, ne tesadüfle açıklanabilir ne de insan planıyla izah edilebilir. Tam da o noktada, eskilerin zarif bir ifadeyle dile getirdiği “Cilve-i Rabbani” kendini hissettirir. Bu, sıradan görünenin ardındaki olağanüstü dokunuştur; görünmeyenin, görünen üzerinden kendini hatırlatmasıdır.
Cilve kelimesi, bir yönüyle nazlı bir görünüş, bir başka yönüyle tecelli demektir. Rabbani olan ise bu tecellinin kaynağını işaret eder: İlahi Kudret. Yani kainatta olup biten her şey, sadece maddi sebeplerin değil, aynı zamanda ilahi isim ve sıfatların bir yansımasıdır. Kimi zaman bir lütuf, kimi zaman bir imtihan olarak karşımıza çıkan bu yansımalar, hayatın derin anlamını fısıldar.
Bir çiçeğin kusursuz simetrisinde, bir annenin evladına duyduğu şefkatte, hiç beklenmedik bir anda kalbe dolan huzurda ya da “kötü” sandığımız bir olayın ardından gelen hayırda… Hepsinde bu ilahi cilvenin izlerini görmek mümkündür. Ancak bunun için sadece bakmak yetmez; görmek gerekir. Görmek ise “can gözü” ile mümkündür.
Modern insan, hayatı çoğu zaman sadece sebep-sonuç ilişkileri üzerinden okumaya çalışıyor. Her şeyi ölçmek, tartmak ve formüllere dökmek istiyoruz. Oysa dünya, sadece bir mekanik düzen değil; aynı zamanda ilahi bir sanatın sergilendiği büyük bir sahnedir. Eğer sadece tabloya bakarsak ressamı, sadece kelimelere odaklanırsak yazarı unuturuz. İşte bu unutuluş, insanı hakikatten uzaklaştıran en büyük perdedir.
Cilve-i Rabbani çoğu zaman bir kapının kapanıp başka kapıların açılmasıyla kendini gösterir. İnsan ısrarla bir şeyi isterken, hayat onu bambaşka bir yola yönlendirir. İlk bakışta hayal kırıklığı gibi görünen bu durum, çoğu zaman daha büyük bir hayrın habercisidir. Bu noktada teslimiyet devreye girer. Teslimiyet, pasif bir kabulleniş değil; aksine ilahi planın inceliğini fark edebilme olgunluğudur.
Bugünün dünyasında belki de en çok kaybettiğimiz şey “hayret” duygusudur. Her şeyi bildiğini zanneden insan, aslında en temel farkındalığını yitirmiştir. Oysa bir bebeğin gülüşünde, yağmur damlasının toprağa düşüşünde, hayatın akışı içindeki küçük ama anlamlı tesadüflerde o ilahi dokunuşu fark edebilmek, insan ruhuna şifa verir.
Sonuç olarak hayat; sadece tüketmek, yetişmek ve koşturmak değildir. Hayat, aynı zamanda fark etmek, anlamak ve hissetmektir. Gönül aynasını temiz tutabilenler için her an yeni bir tecelli, her an yeni bir cilve vardır. Unutmayalım: Göz görmese bile hakikat oradadır; mesele, onu fark edebilecek bir kalbe sahip olabilmektir.
Yazar Hakkında
Adı Soyadı: 🅰️HaberAjans (Haber Servisi)
Mesleği: Gazeteci
''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''
Benzer Yazılar
-
Hakikatin Aynasındaki Parıltı: Cilve-i Rabbani
-
Dilin Terazisi: Yemin ve Sorumluluk
-
Miras Sadece Tapu Değildir: Atadan Kalan Günahın Gölgesi
-
Mideden Kalbe: Orucun “En Kâmil” Hali
-
Algoritmaların Gölgesinde İnsan: Kelimelerimizi Çalıyorlar!
-
Zekâtın Manevi Gücü: Aileyi ve Sağlığı Koruyan Görünmez Kalkan
-
Manevi Bir Tuzak: Vesvesenin Tatlı Dili
-
EĞİTİMİN RUHU: Bilgi mi, Vicdan mı?
-
Kibirin Gölgesinde Kaybolan Hayatlar: Anormalin Normalliği
-
İstanbul Konuştu: Vicdan Ayakta
-
Köklerinden Kopan Bir Nesil: Namazla Alay Etmek Kimin Zaferi?
-
Bir Soruşturma, Üç Büyük Soru: Fenerbahçe, Sporcular ve Taraftar