DOLAR
Alış: 43.28
Satış: 43.45
EURO
Alış: 51.41
Satış: 51.62
GBP
Alış: 59.16
Satış: 59.59
EĞİTİMİN RUHU: Bilgi mi, Vicdan mı?
Sadece teknik bilgiyle donatılmış; fakat ahlaki ve manevi değerlerden yoksun bir eğitim sistemi, toplumu ihya etmek yerine modern bir yabancılaşmaya mı sürüklüyor?
Bugün “eğitim” denildiğinde zihnimizde ilk beliren kavramlar; sınav başarıları, yüksek puanlar ve prestijli meslekler oluyor. Oysa geçtiğimiz günlerde karşılaştığım tek bir cümle, bütün bu kabulleri derinden sarsacak nitelikteydi:
“Dinsiz bir eğitimin sonunda vicdansız nesil yetişir.”
Bu ifade yalnızca bir inanç vurgusu değil; insan yetiştirme düzenimizdeki en büyük boşluğa, yani karakter inşasının ihmaline işaret ediyor.
Başarı, Vicdanın Önüne mi Geçti?
Modern eğitim sistemleri bireyi, adeta bir “başarı makinesi”ne dönüştürüyor. Matematik formüllerini kusursuz çözen, birkaç dili akıcı konuşan; fakat yanı başındaki haksızlığa karşı sessiz kalan bir nesil profiliyle karşı karşıyayız.
Oysa bir insanın atomu parçalayacak kadar zeki olması yeterli değildir. Asıl mesele, o gücü insanlığı yok etmek için mi yoksa yaşatmak için mi kullanacağına karar verecek bir iç sese, yani vicdana sahip olup olmadığıdır.
Vicdanın Kaynağı ve Maneviyat
Vicdan, köklerini maneviyattan ve aşkın bir sorumluluk bilincinden alır. Bir yaratıcıya hesap verme duygusu ya da mutlak bir ahlak yasasına bağlılık; insanı yalnızca kanunların olduğu yerde değil, kimsenin görmediği “karanlık odalarda” da dürüst tutar.
Eğer eğitim, gencin kalbine dokunamıyor ve ona bir yaşam gayesi sunamıyorsa; ortaya sadece kendi çıkarını önceleyen, değer üretmeyen bir teknokrat çıkar.
Yarım Kalan İnsan
Eğitim; fizik, kimya ve biyolojiden ibaret değildir. Manevi derinliği, etik değerleri ve inancın sunduğu sağlam ahlak zeminini eğitimden çekip aldığınızda geriye yalnızca soğuk bir zekâ kalır.
Vicdanın yerini bencilliğin aldığı bir toplumda ne adalet tesis edilebilir ne de gerçek huzur inşa edilebilir.
Sonuç Yerine
Kalbi eğitilmeyen bir zihnin eğitimi, hakiki bir eğitim değildir. Bizim ihtiyacımız olan; sadece bilen değil, hisseden, sorumluluk alan bir nesildir.
Bilginin ışığıyla vicdanın fenerini birleştiremediğimiz sürece, en gelişmiş binalarda en sığ karakterleri yetiştirmeye mahkûm oluruz.
Unutmamalıyız ki: Vicdan, eğitimin özü değil; bizzat kendisidir.
Yazar Hakkında
Adı Soyadı: 🅰️HaberAjans (Haber Servisi)
Mesleği: Gazeteci
''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''
Benzer Yazılar
-
EĞİTİMİN RUHU: Bilgi mi, Vicdan mı?
-
Kibirin Gölgesinde Kaybolan Hayatlar: Anormalin Normalliği
-
İstanbul Konuştu: Vicdan Ayakta
-
Köklerinden Kopan Bir Nesil: Namazla Alay Etmek Kimin Zaferi?
-
Bir Soruşturma, Üç Büyük Soru: Fenerbahçe, Sporcular ve Taraftar
-
Altından Hormonlara: İnsan Vücudundaki Kusursuz Senfoni
-
Yemeğin Sırrı: Tencereden Kalbe Akan Ne Varsa
-
Bedduanın Göğe Yükselen Sesi ve Gafletin Bedeli
-
Uykudaki Hakikat: Rüyalar, Ruhun Sonsuzluk Yolculuğunun Sessiz Şahitleridir
-
SMA: Bedenin Yorulduğu Yerde Ruhun Ayağa Kalkması
-
“Aman Canım, Çocukluktur!” Demek: Zorbalığı Büyütmektir
-
Musallat: Zürriyetin Yükü ve Tövbenin Önemi