Ana Sayfa Yazarlar 18.08.2026 232 Görüntüleme
AHLAKIN ŞARTLI TAHLİYESİ

AHLAKIN ŞARTLI TAHLİYESİ

İnsanı tanımak için takvimleri devirmeye, yıllarca aynı sofraya oturmaya gerek yok. Bazen tek bir kırılma anı, yılların anlatamadığını anlatır. Çünkü insanın gerçek kumaşı, sözlerinin albenisinde değil; terazinin kefesi kendi aleyhine döndüğünde sergilediği duruşta ortaya çıkar.

Ne yazık ki bugün adalet dediğimiz kavram da çoğu zaman ilkesel bir duruştan çıkarılıp, bulunduğumuz yere göre şekillenen bir menfaat savunmasına dönüştürülüyor.

DEĞİŞEN ROLLER, ESNEYEN ÖLÇÜLER

Hayat sahnesindeki rolümüz değişince, kullandığımız cümleler de değişiyor.

Alacaklıyken:

“Kul hakkıdır, tek kuruşun bile hesabı sorulur.”

Borçlu olduğumuzda:

“İnsan dara düşebilir, biraz anlayış ve merhamet gerek.”

Güçsüzken:

“Zulme karşı adalet, hakça bir düzen şart!”

Güç elimize geçtiğinde ise:

“Şartlar bunu gerektiriyor, dengeleri gözetmek lazım.”

İşte ahlakın gerçek sınavı tam burada başlıyor.

Adalet, yalnızca biz mağdur olduğumuzda çağırdığımız bir sığınak; merhamet de yalnızca borçlu çıktığımızda yanaştığımız bir liman olamaz.

Eğer ölçülerimiz cebimizdeki paraya, elimizdeki güce, sahip olduğumuz makama veya masanın hangi tarafında oturduğumuza göre değişiyorsa, bunun adına ahlak demek zordur. Bu olsa olsa menfaat hesabıdır.

BOLLUĞUN ÇETİN SINAVI

İnsan çoğu zaman yokluğun büyük bir sınav olduğunu düşünür. Elbette öyledir. Ancak bana göre bolluğun sınavı çok daha ağırdır.

Dara düştüğümüzde dua etmek, köşeye sıkışınca Allah’ı hatırlamak kolaydır. Asıl mesele; işler yoluna girdiğinde, imkânlar çoğaldığında ve güç bizim elimize geçtiğinde kim olduğumuzu unutmamaktır.

Yokluk insanı eğitebilir; fakat para, makam ve güç insanın içinde saklanan karakteri görünür hâle getirir.

Para insanı her zaman bozmaz.

Makam da insanı bir anda değiştirmez.

Bazen sadece içeride zaten var olanı ortaya çıkarır.

Dün ezilmekten şikâyet eden birinin bugün güç sahibi olduğunda ilk iş olarak başkasını ezmeye başlaması, problemin yalnızca sistemde olmadığını gösterir. Çünkü insan, kendisine yapılmasını zulüm saydığı bir şeyi başkasına yaptığında meşru görüyorsa orada ciddi bir vicdan problemi vardır.

SELFIE DEĞİL, AYNA ÇAĞRISI

Bu pazar başkalarının kusurlarını saymak yerine aynayı biraz kendimize çevirelim.

Alacaklıyken başkasına kestiğimiz raconu, borçlu olduğumuzda kendimiz için de kabul edebiliyor muyuz?

Darda kaldığımız günlerde verdiğimiz sözleri, hesabımıza para girdiğinde veya makam koltuğuna oturduğumuzda hatırlıyor muyuz?

Başkasının yanlışında ayet, hadis, hukuk ve ahlak ararken kendi yanlışımız söz konusu olduğunda mazeret üretmekten vazgeçebiliyor muyuz?

Çünkü gerçek karakter, yalnızca güçsüzken sabretmek değildir.

Güçlüyken merhamet edebilmektir.

Haklıyken karşındakini ezmemek, haksız olduğunda ise gururunun arkasına saklanmadan “Ben yanlış yaptım” diyebilmektir.

Ahlak, başkalarına verdiğimiz süslü nasihatlerden ibaret değildir. Ahlak; menfaatimize dokunduğu, cebimize zarar verdiği, makamımızı sarstığı hâlde vazgeçmediğimiz ilkelerimizin toplamıdır.

Çünkü insanın ahlakı rahat günlerinde söyledikleriyle değil, çıkarıyla vicdanı karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih ettiğiyle ölçülür.

Ve unutmayalım:

Vicdanın da adaletin de şartlı tahliyesi olmaz.

Hüseyin Dibektaş

Gazeteci – Yazar

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği: Gazeteci


''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''

İlginizi çekebilir

Tinnitus – Kulak Çınlaması

Tinnitus – Kulak Çınlaması

şekerpınar cam filmi çayırova cam filmi çayırova led xenon
toptan eldivenkocaeli toptan eldivenkocaeli eldiven toptancısı
Tema Tasarım |
Yazarlar
Video
Galeri