DOLAR
Alış: 47.45
Satış: 47.64
EURO
Alış: 54.77
Satış: 54.99
GBP
Alış: 63.80
Satış: 64.27
Sancının Birlikteliği: Kırbaç Şaklamadan Uyanmak
İslam coğrafyasının en güçlü ortak paydası hiç şüphesiz Kelime-i Tevhid‘dir. “Lâ ilâhe illallah” sözü, yalnızca bireysel bir iman ikrarı değil; dili, ırkı, mezhebi ve coğrafyası farklı milyonlarca Müslümanı aynı inanç çatısı altında buluşturan evrensel bir kardeşlik çağrısıdır. Ne var ki tarih, bu ortak değerin etrafında kenetlenemeyen toplumların ağır bedeller ödediğini defalarca göstermiştir.
Bu gerçeği veciz bir şekilde ifade eden meşhur söz, bugün de üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir hakikati dile getirir:
“Kelime-i Tevhid’in toparlayamadığı Müslümanları küfrün kırbacı toparlar.”
Bu ifade, bir temenniden ziyade tarih boyunca yaşanan acı tecrübelerin özlü bir değerlendirmesidir.
Tevhid Şuuru ve Dağınıklığın Bedeli
Müslüman toplumlar, kendilerini ayakta tutan temel değerleri ikinci plana itip; kavmiyetçiliği, mezhep taassubunu, şahsi hesapları veya siyasi çıkarları öne çıkardıklarında ortak bilinç zayıflamaya başlar. Ortak hedeflerden uzaklaşan toplumlar zamanla birbirlerini rakip görür ve enerjilerini kendi iç mücadelelerinde tüketir.
Oysa İslam’ın emrettiği birlik, farklılıkları ortadan kaldırmak değil; onları kardeşlik hukuku içerisinde yaşatmaktır. Birlik gönüllü olduğunda güç üretir, ayrılık ise toplumları dış müdahalelere açık hâle getirir.
Gönüllü Birlik ile Mecburi Birlik Arasındaki Fark
Kelime-i Tevhid’in etrafında oluşan birlik; onurlu, bilinçli ve iradeye dayanan bir birlikteliktir. Bu birlik adalet üretir, güven tesis eder ve medeniyet inşa eder.
Buna karşılık zulmün oluşturduğu birlik ise mecburiyetin sonucudur. İşgal, savaş, sömürü veya büyük felaketler karşısında insanlar aynı acıyı paylaşınca bir araya gelir. Ancak bu birlik çoğu zaman çok geç kurulmuş olur; geride ise yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler ve kaybedilmiş nesiller kalır.
Tarihin Sessiz Uyarıları
Endülüs’ten Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine, yakın coğrafyamızda yaşanan pek çok trajediye kadar tarih aynı gerçeği tekrar etmektedir.
İç çekişmelerin arttığı, ortak aklın kaybolduğu ve kardeşlik hukukunun zayıfladığı dönemlerde dış güçlerin etkisi artmış; toplumlar siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan ağır kayıplar yaşamıştır.
Tarih, birlik içinde yaşayan milletlerin güç kazandığını; ayrışan toplumların ise dış müdahalelere açık hâle geldiğini göstermektedir.
Kırbaç Şakladığında Gelen Uyanış
Zulmün kırbacı bazen işgal, bazen ekonomik kuşatma, bazen de adaletsizlik ve insani krizler şeklinde kendisini gösterir.
Bugün İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde yaşanan acılar, ortak hareket edememenin ağır bedelini gözler önüne sermektedir. Fikir ayrılıkları, mezhep tartışmaları ve etnik çekişmeler; büyük felaketler karşısında anlamını yitirirken, insanlar ancak aynı tehditle yüzleşince birbirlerinin kıymetini daha iyi anlamaktadır.
Fakat acıyla gelen uyanışın bedeli her zaman ağır olur.
Kaybedilen canlar geri gelmez.
Yıkılan şehirler kolay kolay ayağa kalkmaz.
Dağılan nesiller kısa sürede toparlanamaz.
Asıl Tercih
Asıl mesele, musibet kapıyı çalmadan önce aklı ve vicdanı harekete geçirebilmektir.
Bugün Müslüman toplumların önünde iki yol bulunmaktadır:
Birincisi: Kelime-i Tevhid’in oluşturduğu kardeşlik, adalet, istişare ve ortak akıl zemininde gönüllü olarak birleşmek.
İkincisi: Ayrışmayı sürdürerek, ancak dış baskılar ve büyük felaketler sonrasında aynı safta yer almak zorunda kalmak.
Birinci yol medeniyet üretir.
İkinci yol ise yalnızca acıları paylaşır.
Son Söz
Bir toplumun gerçek gücü, kriz anlarında birleşebilmesinde değil; kriz gelmeden önce ortak değerleri etrafında kenetlenebilmesindedir.
Kelime-i Tevhid, yalnızca dillerde tekrar edilen kutsal bir ifade değil; aynı zamanda birlik, adalet, kardeşlik ve ortak sorumluluk bilincinin temelidir.
Tarih bize defalarca göstermiştir ki, gönüllü birliktelik kurulamadığında ayrılıkların bedeli çoğu zaman ağır imtihanlarla ödenmektedir.
Temennimiz; toplumların musibetlerin zorlamasıyla değil, iman şuuru, ortak akıl ve kardeşlik bilinciyle aynı safta buluşabilmesidir. Çünkü gerçek diriliş, kırbaç şakladıktan sonra değil; hakikatin çağrısına zamanında kulak verildiğinde mümkündür.
Yazar Hakkında
Adı Soyadı: 🅰️HaberAjans (Haber Servisi)
Mesleği: Gazeteci
''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''
Benzer Yazılar
-
Sancının Birlikteliği: Kırbaç Şaklamadan Uyanmak
-
EVLİLİKTEKİ ANLAYIŞ: ZAYIFLIK MI, OLGUNLUK MU?
-
Büyük Kaza mı, Eksik İnceleme mi? Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında Cevabı Bekleyen Sorular
-
Bedenin Şifası Sadece Tıpta mı, Yoksa Ruhun Temizliğinde mi?
-
Siyasette “Tellioğulları ile Seferoğulları” Benzetmesi
-
İNSAN KENDİYLE BARIŞTIĞINDA HAYAT DEĞİŞİR
-
Yeni Parti Siyasetin Dengelerini mi, CHP Tabanını mı Etkileyecek?
-
Nasıl Bir His, Bilir Misiniz?
-
Bir Kitap Okumak, Bir Kitap Yazmak
-
Adana’nın İki Büyük Değeri: Ayağa Kalkmanın Zamanı
-
Ahbap Soruşturması: Sürecin Sağlıklı Değerlendirilebilmesi İçin Hukuki Sonuç Beklenmeli
-
Bu Vatan Hepimizin…