DOLAR
Alış: 49.09
Satış: 49.28
EURO
Alış: 54.91
Satış: 55.13
GBP
Alış: 64.67
Satış: 65.15
YARININ KORKUSUZLARI, BUGÜNÜN SAKINANLARI
Cesaret ile ahlak arasında kurulması gereken ince çizgi
Bugün sokakta, okulda ve ekranların karşısında yetişen nesillere baktığımızda önemli bir çelişkiyle karşı karşıyayız.
Bir tarafta özgüveni yüksek, hakkını arayan, sınırlarını bilen ve dünyaya sözünü söylemek isteyen bir gençlik hayal ediyoruz. Diğer tarafta ise otoriteye, hürmete, sorumluluğa ve ahlaki değerlere yabancılaşma tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Oysa mesele yalnızca cesur çocuklar yetiştirmek değildir.
Asıl mesele, cesaretin yanına vicdanı, özgüvenin yanına ahlakı, gücün yanına sorumluluğu koyabilmektir.
Çünkü cesaret, doğru bir istikamete yönlendirilmediğinde insanı yüceltebileceği gibi kibir ve zorbalığa da sürükleyebilir.
CESUR OLSUNLAR, AMA HAKSIZLIĞA KARŞI
Çocuklarımızın korkarak büyümesini istemiyoruz.
Haksızlık karşısında susan, yanlış gördüğünde başını öne eğen, sırf güçlüden çekindiği için doğru bildiğini söyleyemeyen bireyler yetiştirmek geleceğimiz açısından büyük bir kayıp olur.
Çocuklarımıza;
“Doğru bildiğini söyle.”
“Haksızlık karşısında susma.”
“Zor durumda kalınca mücadeleden vazgeçme.”
diyebilmeliyiz.
Çünkü cesaret, insanın kendisine duyduğu güven kadar, doğru bildiğinin arkasında durabilmesidir.
Fakat burada çok önemli bir sınır vardır.
Cesaret, başkasını ezme hakkı değildir.
CESARETİN DİREKSİYONU: AHLAK
Sınırı ve ölçüsü olmayan cesaret, zamanla fütursuzluğa dönüşebilir.
“Ben güçlüyüm, istediğimi yaparım.”
“Kimse bana karışamaz.”
“Nasıl olsa kimse görmedi.”
İşte toplumların asıl kaybetmeye başladığı yer burasıdır.
Çünkü insanı yalnızca kameralar, yasalar veya başındaki bir otorite denetlememelidir.
Asıl denetim, insanın kendi vicdanında başlamalıdır.
Burada Allah korkusu kavramını doğru anlamak gerekir.
Bu; insanı hayattan koparan, sürekli korkutan veya çaresiz bırakan bir anlayış değildir.
Aksine, “Kimse görmese bile Allah görüyor.” bilincidir.
Kul hakkından sakınmaktır.
Gücü eline geçirdiğinde adaletten ayrılmamaktır.
Kimsenin olmadığı yerde de dürüst kalabilmektir.
Ve en önemlisi, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamaktır.
GÜÇLÜ OLANIN DEĞİL, HAKLI OLANIN YANINDA
Çocuklarımıza yalnızca güçlü olmayı öğretirsek, güç ellerine geçtiğinde ne yapacaklarını bilemeyebilirler.
Ama onlara güçlü oldukları halde merhametli olmayı öğretirsek, işte o zaman gerçek anlamda bir karakter inşa etmiş oluruz.
Güçlünün karşısında eğilmeyen ama güçsüzün karşısında da zalimleşmeyen bir nesil…
Haksızlık karşısında susmayan ama kendisi haksızlık yapmayan bir nesil…
Kendisini savunabilen ama başkasının hakkına da saygı gösteren bir nesil…
İhtiyacımız olan gençlik tam da budur.
Çünkü ahlaksız cesaret, tehlikedir; ahlakla birleşen cesaret ise toplumun gücüdür.
YARININ KORKUSUZLARI
Evlatlarımız dünyadan korkmasın.
İnsanların ne söyleyeceğinden korkmasın.
Başarısız olmaktan korkmasın.
Haksızlığa uğradığında yalnız kalmaktan korkmasın.
Doğruyu söylediğinde bedel ödemekten korkmasın.
Fakat bütün bunların yanında kalplerinde öyle güçlü bir vicdan ve inanç olsun ki, başkasının hakkına girmekten, adaletsizlik yapmaktan ve kul hakkını çiğnemekten sakınsınlar.
Çünkü gerçek cesaret; her şeyden korkmamak değil, korkulması gereken yerde sakınmayı bilmektir.
Bugünün çocukları yarının yöneticileri, öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, gazetecileri ve anne-babaları olacak.
Onlara bırakacağımız en büyük miras sadece bilgi ve başarı değildir.
Karakterdir.
Çünkü bilgi insana güç verir.
Ama ahlak, o gücü nasıl kullanacağını öğretir.
Ve unutmayalım:
Yalnızca dünyadan korkmayan değil, vicdanından da kaçamayan nesiller yetiştirebilirsek geleceği güvenle emanet edebiliriz.
Yarının korkusuzları, bugünün sakınanları olacaktır.
Çünkü yalnızca Allah’tan sakınan bir yürek, kulların karşısında eğilmez; gücü eline aldığında da kullarına zulmetmez.
Yazar Hakkında
Adı Soyadı: 🅰️HaberAjans (Haber Servisi)
Mesleği: Gazeteci
''Doğru Habercilikte Biz Her Yerdeyiz''
Benzer Yazılar
-
YARININ KORKUSUZLARI, BUGÜNÜN SAKINANLARI
-
ŞEKİLCİLİKTE ZİRVE, AHLAKTA DİP: BİÇİMSEL DİNDARLIK VE YİTİRİLEN VİCDAN
-
AKILLA BAŞLAYIP KALPTE BİTEN BİR YOLCULUK: ULU’L ELBAB
-
BİR ÇOCUĞUN İLK OKULU: AİLE
-
ZAMANIN AĞIR İMTİHANI: BULANIK SULAR DOĞRUYU YUTMASIN
-
KULLANDIĞIMIZ SÖZCÜKLER HAYATIMIZI NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR?
-
GÖLGELER ÂLEMİNDEN BAKİ YURDA: BİR DÜNYA MİSAFİRLİĞİ
-
AHLAKIN ŞARTLI TAHLİYESİ
-
KONFOR ÇAĞININ RUHSUZ KÖLELERİ: NE ZAMAN DOYACAĞIZ?
-
Sancının Birlikteliği: Kırbaç Şaklamadan Uyanmak
-
EVLİLİKTEKİ ANLAYIŞ: ZAYIFLIK MI, OLGUNLUK MU?
-
Büyük Kaza mı, Eksik İnceleme mi? Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında Cevabı Bekleyen Sorular